KEREM GÜNEŞ

Hayalleri ertelemek için geç sayılabilecek yaşlara adım attığım gerçeğiyle otuzuma bir kala geçtiğimiz yıl yüzleştim. Tam da o sıralarda Damon Albarn’ın yeni albümünden bir şarkıya takmıştım kafayı. Yaşadığımız mekanik hayatları arafta sıkışıp kalmaya benzeten Everyday Robots. Ve bir gün karşıma hayalleri uğruna rüzgarı arkasına almış bir adam çıktı. Benden üç yaş küçük olsa da hayallerine benden daha yakındı.

Aradan bir yıl geçti. Ben otuzuma bastım. O Asmalımescit Muhtarlığı’na adaylığını koydu. O adam, Kerem Güneş şimdi tam karşımda oturuyor. Boynunda projelerinden birine ait bir kitap kolyesi. Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği. Kerem’in uğruna yanıp biterim dediği, en sevdiği kitap. Mekanı kendi seçti. Büyük Londra Otelinin terası. Rutinine hapsolduğumuz, bizi yormayı âdet edinmiş şehre yukarıdan bakıyoruz. Gökyüzü çocukken boyadığımız mavinin tonunda, umut aşılıyor. Tıpkı Kerem’in ailesiyle ıı yaşında Amerika’dan kesin dönüş yapıp ilk kez ayak bastığı İstanbul’da gözünü diktiği gökyüzü gibi.

Eğitim hayatında aynı yollardan geçiyoruz. İstanbul’un eğitim ve kariyer hırsı, o dönem revaçta olan mesleklere yükselişimiz, ya doktor ya mühendis klişesi. Kerem ne güzel özetliyor: “Türkçe-matematik, sosyal bilimler seçen öğrencileri hiç anlamazdım. Tercihleri kola varken fanta içmek gibiydi.” İlk tercihi Cerrahpaşa Tıp olmayınca Koç Üniversitesi Endüstri Mühendisliğine giriyor. Üçüncü senesinde bıraktığı okulun ona en büyük kıyağı, dostu ve şimdilerdeki proje ortağı Erbil Sivaslıoğlu’yla tanışması. Sırada Bilgi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat var. Kerem insanların ruhunu öğreniyordum dediği kitapların dünyasında serbest dalışta. Bu sürede Erbil’le daha sık görüşmeye, kitap değiş-tokuş etmeye başlıyorlar. Neden kitapların paylaşıldığı bir platform olmasın, sorusu ilk ortak projeleri BookSerfi doğuruyor. Ve şu motivasyonla ardından daha nicesi geliyor. “Laiklik tanımındaki din ve devlet işleri gibi görülen iş ve eğlence ayrımına karşıyız. İnsanların hobilerini gelire çevirme yolunun önünü açıyoruz. Yeter ki işlerine teslim olmasınlar.”

Peki hayattan beklentisi ne?

“Para hırsım yok ama dünyayı değiştirme hırsım var.” Neredeyse muhtar olacaktı! “Seçilmesem de vazgeçmedim. Kendi mahallemden başlayarak bir tür fahri muhtarlık oluşturmak istiyorum. Kimse ona bir otorite vermesin. O sadece projelerini gerçekleştirsin, çevresiyle ilgili olsun.” Memleketi böyle fikirlerle kurtaracak bir adama ne sorulur? Nasıl çıkar bu karanlıklar aydınlığa? “Bu dünya üzerinde kısıtlı zamanın var. Kurumsal bir hayatı seçerek az risk alıyorsun ve bu konfor hayallerini bastırmıyor. Hepsi tortu olarak kalıyor, suçluluk duyuyorsun. Neyse ki mutsuzluk artıyor. Bir kırılma olacak çünkü mutsuzluk olmadan köklü değişiklikler olmaz.”

Mutsuzluğa! Bir kola-fanta karışımı kokteylle kadeh kaldırmayı hak etmiştik ama Kerem toplantıya koştu. Daha değiştireceği çok hayat var.

Kerem Bursin Kimdir – Boyu – Kaç Yaşında Konusuna Ait Etiketler

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir